Modern psikiyatri literatüründe aleksitimi, bireyin kendi duygularını söze dökme noktasında yaşadığı yetersizlik ve bedensel duyumlar ile duygusal tepkileri ayırt edememesi olarak karakterize edilmektedir. Bu durumun anksiyete, depresyon ve düşük özgüven gibi psikolojik sorunların yanı sıra, madde bağımlılığı ve internet bağımlılığı gibi patolojik davranışlarla yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Akıllı telefonlar, bilgiye erişimi kolaylaştırsa da kontrolsüz kullanımı neticesinde bireylerin günlük işlevselliğini bozan, tolerans ve yoksunluk belirtileriyle seyreden davranışsal bir bağımlılık türüne kapı aralamaktadır. Mevcut literatürde aleksitimik bireylerin duygusal düzenleme güçlüklerini aşmak adına dijital platformlara yöneldiği iddia edilse de, bu ilişkinin Mısır özelindeki yansımaları henüz yeterince aydınlatılmamıştır.
Bu çalışma, Mısır'daki Ain Shams Üniversitesi'nde öğrenim gören 200 öğrenciden oluşan bir örneklem grubu üzerinde kesitsel bir araştırma deseniyle yürütülmüştür. Katılımcılardan veri toplama sürecinde, aleksitimi düzeylerini belirlemek amacıyla Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAS-20) ve akıllı telefon bağımlılığını ölçmek için Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği - Kısa Versiyon (SAS-SV) kullanılmıştır. Araştırma tasarımı, demografik değişkenlerin hem aleksitimi hem de bağımlılık skorları üzerindeki etkisini analiz etmek üzere kurgulanmış; verilerin analizinde ki-kare, t-testi ve lojistik regresyon tekniklerinden yararlanılmıştır. Örneklem büyüklüğü, hata payı ve evrenin temsil kabiliyeti gözetilerek titizlikle hesaplanmış, katılımcıların hem teorik hem de uygulamalı fakültelerden gelmesine özen gösterilmiştir.
Araştırmadan elde edilen nicel veriler, örneklemin %22’sinin klinik düzeyde aleksitimi kriterlerini karşıladığını, yaklaşık üçte birinin (%32,5) ise akıllı telefon bağımlılığı riski taşıdığını ortaya koymaktadır. Cinsiyet bazlı analizlerde, kadın öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ölçek puanlarının erkeklerden anlamlı derecede yüksek olduğu saptanırken, aleksitimi oranlarında cinsiyetler arası istatistiksel bir fark gözlenmemiştir. En çarpıcı bulgu ise aleksitimi ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki güçlü pozitif ilişkidir; analizler aleksitimik özellikler gösteren bireylerin akıllı telefon bağımlısı olma olasılığının normal bireylere göre dört kattan daha fazla olduğunu doğrulamıştır. Lojistik regresyon modelleri de aleksitiminin, akıllı telefon bağımlılığının en güçlü yordayıcısı olduğunu destekler niteliktedir.
Çalışmanın sonuçları, aleksitiminin duygusal bir kaçış yolu olarak dijital cihaz kullanımını tetiklediği yönündeki teorik varsayımları ampirik verilerle desteklemektedir. Mısır bağlamında bulunan yüksek aleksitimi oranları, duygusal ifadeyi zayıflık olarak gören kültürel inançlarla ve somatizasyon eğilimleriyle ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Batı literatürüyle karşılaştırıldığında, bu araştırmanın sunduğu veriler, davranışsal bağımlılıkların önlenmesinde duygusal farkındalık eğitimlerinin kritik önemini vurgulamaktadır. Makale, üniversite öğrencilerinin akademik ve ruhsal sağlığını korumak adına dijital kullanım alışkanlıklarının yanı sıra altta yatan duygusal yetersizliklerin de ele alınması gerektiğini göstererek, bölgedeki gelecek araştırmalar için sağlam bir temel oluşturmaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Makale, aleksitimi olgusunu duygusal düzenleme güçlüğü çerçevesinde ele almakta ve bireylerin tanımlayamadıkları duygularıyla başa çıkmak için akıllı telefon bağımlılığı gibi davranışsal kaçış mekanizmalarına yöneldiği teorisine dayanmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma; aleksitiminin anksiyete, depresyon ve düşük özgüvenle ilişkisini inceleyen psikoloji literatürü ile akıllı telefon bağımlılığının fiziksel ve mental sağlık üzerindeki etkilerini tartışan güncel araştırmaları sentezlemektedir.