Siber suçların küresel ölçekteki finansal maliyeti yüz milyonlarca dolardan trilyonlarca dolara kadar uzanırken, bu suçları gerçekleştiren faillerin gerçek coğrafi konumları teknik verilerin manipüle edilebilirliği sebebiyle çoğunlukla gizli kalmaktadır. Alanyazında siber suç saldırılarının coğrafi dağılımına ilişkin çeşitli teknik raporlar bulunmasına rağmen, faillerin gerçek fiziksel konumlarını ve ülkelerin siber suçlu üretme potansiyellerini gösteren güvenilir ve ampirik bir ölçüt bulunmamaktadır. Mevcut teknik veriler siber saldırıların altyapısını yansıtırken, hukuki kovuşturma verileri ise yalnızca sınırlı vakaları kapsamakta ve ülkelerin kolluk gücü kapasitelerine göre taraflılık göstermektedir. Bu bağlamda, siber suç faillerinin gerçek lokasyonlarının tespit edilmesi, hem politika yapıcıların kaynaklarını doğru siber suç odaklarına yönlendirebilmesi hem de siber suçun yerel belirleyicilerini inceleyen akademik çalışmaların yürütülebilmesi açısından hayati bir akademik boşluğu temsil etmektedir.
Bu çalışmanın temel amacı, siber suç faillerinin küresel coğrafyasını ampirik olarak haritalandırmak ve ülkelerin siber suçluluk düzeyini ortaya koyan güvenilir bir ölçüt olarak Dünya Siber Suç Endeksi geliştirmektir. Yazarlar, geleneksel teknik veri setlerinin geçerlilik sorunlarını aşmak amacıyla, siber suç istihbaratı ve soruşturması alanlarında en az beş yıl deneyime sahip ve akranları arasında saygınlığı olan küresel uzmanların katıldığı çok aşamalı bir uzman anketi yöntemi tasarlamıştır. Araştırma tasarımı kapsamında öncelikle odak grupları ve pilot anketlerle test edilen yapılandırılmış anket formu, siber suçları beş ana kategoriye ayırarak uzmanlardan kaynak ülkeleri aday göstermelerini ve bu ülkeleri etki, profesyonellik ve teknik beceri açısından değerlendirmelerini istemiştir. Toplam 92 uzmanın katılımıyla tamamlanan bu anket verilerinden hareketle, aday gösterilme oranları ve uzman puanları ağırlıklandırılarak her ülke için siber suç türü ve genel siber suçluluk puanları hesaplanmıştır.
Araştırmanın ampirik bulguları, siber suç tehdidinin küresel düzeyde homojen bir şekilde dağılmadığını, aksine son derece sınırlı sayıda ülkenin siber suçluluğun ana merkezleri haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Genel endeks puanlamasında Rusya, Ukrayna, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Nijerya ve Romanya gibi ülkeler ilk sıralarda yer alırken; bu ülkelerin her birinin siber suç kategorilerinde farklılaştığı ve uzmanlaştığı tespit edilmiştir. Örneğin, geliştirilen Teknik Derece Puanı analizine göre Rusya ve Ukrayna son derece teknik karmaşıklık gerektiren yazılım kodlama ve fidye yazılımı gibi alanlarda uzmanlaşmışken, Nijerya gibi ülkelerin daha az teknik karmaşıklığa sahip dolandırıcılık türlerinde yoğunlaştığı görülmüştür. Ayrıca elde edilen sonuçlar, siber suç faillerinin profillerinin sadece teknik kapasiteleriyle değil, aynı zamanda operasyonel profesyonellikleri ve yarattıkları küresel etki düzeyleriyle de ülkeden ülkeye derin farklılıklar sergilediğini göstermektedir.
Çalışmanın sunduğu bulgular, siber suçun tamamen akışkan, sınırsız ve yerel bağlamlardan kopuk bir olgu olduğuna dair yaygın kabulleri sarsarak, bu organize suç türünün aslında son derece güçlü bir yerel boyutu olduğunu kanıtlamaktadır. Elde edilen ampirik endeks, siber suçun yerel eğitim olanakları, internet altyapısı, yolsuzluk oranları ve ekonomik fırsatlar gibi ulusal niteliklerle olan ilişkisini analiz etmek isteyen araştırmacılar için değerli bir bağımlı değişken sunmaktadır. Araştırmacılar, geliştirilen bu küresel metriğin siber suçların uluslararası düzeyde bastırılmasına yönelik ulusal stratejilerin tasarlanmasında kolluk kuvvetlerine ve politika yapıcılara stratejik bir yön tayin ettiğini belirtmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, siber suçla mücadelede tek tip politikaların yetersiz kalacağını, her ülkenin siber suç profiline ve yerel uzmanlaşma alanına uygun, yerelleştirilmiş ve hedef odaklı stratejilerin geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyarak literatüre öncü bir metodolojik ve teorik katkı sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışma, siber suçların sınır tanımaz ve tamamen sanal alana özgü akışkan yapıda olduğuna dair yaygın tezleri sörgülayarak, organize suçun yerel boyutu kuramlarına dayanmaktadır. Yazarlar, siber suçların da tıpkı geleneksel organize suçlar gibi yerel sosyoekonomik, eğitimsel, yasal ve politik ekosistemlerden beslendiğini ve dolayısıyla siber suçluluğun güçlü bir yerel boyutu olduğunu savunmaktadır.
Makalenin ele aldığı literatür
Çalışma, siber suç coğrafyasına yönelik geçerli ve karşılaştırılabilir veri setlerinin eksikliğini ele almaktadır. Alanyazındaki mevcut siber suç endekslerinin iki temel kusuru olan faillerin yerini doğru atfedememe ve ülkeler arası siber suç şiddetini karşılaştıramama sorunları vurgulanmıştır. Teknik altyapı verilerinin yalnızca saldırı lokasyonlarını gösterdiği, hukuki dava verilerinin ise ülkelerin kolluk kuvvetlerinin etkinliğini yansıttığı belirtilerek uzman anketlerinin bu boşluğu doldurmadaki kritik rolü tartışılmıştır.