Yükseköğretimde yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, bilgi aktarımı ve eğitim sunum yöntemlerinde köklü değişimlere yol açmaktadır. Bu bağlamda, yapay zeka teknolojileri öğrenme çıktılarını iyileştirmek, kişiselleştirilmiş ve uyarlanabilir öğrenme ortamları sunmak ve idari süreçleri optimize etmek adına önemli vaatler taşımaktadır. Ancak bu teknolojilerin entegrasyon süreci, akademik dürüstlük ihlalleri, intihal endişeleri, teknik altyapı yetersizlikleri ve öğretim üyelerinin iş güvencesi kaygıları gibi ciddi zorlukları da beraberinde getirmektedir. Filistin gibi sosyo-politik açıdan sürekli kriz ve kısıtlamalarla karşı karşıya olan bölgelerde, uzaktan eğitim zorunluluğu bu teknolojilerin önemini daha da artırmakta ve öğretim üyelerinin inanç ile tutumlarının derinlemesine çözümlenmesini zorunlu bir araştırma problemi haline getirmektedir.
Bu araştırmanın temel amacı, Filistin'deki An-Najah Ulusal Üniversitesi bünyesinde görev yapan öğretim üyelerinin yükseköğretimde yapay zeka uygulamalarının sunduğu fırsatlara ve karşılaşılan zorluklara yönelik inanç düzeylerini belirlemektir. Nicel-betimsel araştırma desenine dayanan bu çalışmanın örneklemini, rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 130 öğretim üyesi oluşturmaktadır. Veriler, biri fırsatları (15 madde) diğeri ise zorlukları (11 madde) ölçen, Likert tipinde tasarlanmış ve geçerlik-güvenirlik süreçlerinden geçirilmiş iki ayrı anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma), bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve parametrik olmayan Mann-Whitney ile Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır.
Araştırma bulguları, öğretim üyelerinin yükseköğretimde yapay zeka uygulamalarının kullanımına yönelik inanç ve tutumlarının genel olarak oldukça yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Yapay zeka uygulamalarının öğretimdeki faydaları en yüksek ortalamaya (4.15) sahipken, bilgiye erişimi artırma boyutu en düşük ortalama (3.86) ile yine yüksek düzeyde kalmıştır. Zorluklar boyutunda ise eğitim ve üniversite yönetimi süreçlerindeki engeller (4.04) en yüksek kaygı kaynağı olarak belirlenmiştir. Cinsiyet, akademik unvan, deneyim yılı ve fakülte türü (fen veya sosyal bilimler) değişkenlerine göre yapılan analizlerde, öğretim ve öğrenim süreçlerinin desteklenmesi boyutunda erkekler lehine, yapay zekanın öğretimdeki faydaları boyutunda ise doçent unvanlı öğretim üyeleri lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır.
Elde edilen sonuçlar, yükseköğretimdeki yapay zeka entegrasyonu literatüründe yer alan küresel eğilimlerle büyük ölçüde paralellik göstermektedir. Öğretim üyelerinin yapay zekaya yönelik olumlu yaklaşımları, bu teknolojilerin benimsenmesi için güçlü bir hazırbulunuşluğa işaret etmektedir; ancak altyapı yetersizliği ve etik kaygılar gibi engellerin giderilmesi için kurumsal düzeyde politika geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle Filistin bağlamında, devam eden askeri engellemeler ve yol kapatmalar nedeniyle uzaktan eğitime devam etme zorunluluğunun öğretim üyelerinin teknoloji kullanım becerilerini ve olumlu inançlarını pekiştirdiği sonuçuna varılmıştır. Bu çalışma, kriz bölgelerindeki yükseköğretim kurumlarında teknolojik dönüşümün idari ve pedagojik boyutlarını bütüncül bir yaklaşımla ortaya koyarak literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.
Kuramsal ve kavramsal çerçeve
Çalışmanın kuramsal çerçevesi, yapay zekanın yükseköğretimdeki çok boyutlu rolünü ele almaktadır. Teknoloji entegrasyonu, kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri ve idari verimlilik teorik boyutları oluştururken, öğretmenlerin teknoloji inançları ve tutumları bu entegrasyonun belirleyicisi olarak kuramsallaştırılmıştır. Yapay zekanın sunduğu fırsatlar (öğretim desteği, kaynak zenginleştirme) ile karşılaşılan zorluklar (akademik dürüstlük kaygıları, altyapı eksiklikleri) dengeli bir yaklaşımla teorik zemine oturtulmuştur.
Makalenin ele aldığı literatür
İlgili literatürde yapay zekanın yükseköğretimdeki potansiyelini ve risklerini ele alan çalışmalar taranmıştır. Zawacki-Richter vd. (2019) tarafından yapılan sistematik inceleme, Huang vd. (2021) ve Chatterjee & Bhattacharjee (2020) gibi araştırmacıların teknoloji kabulü ve politika oluşturma üzerine çalışmaları ile Iqbal vd. (2022) tarafından Pakistan'daki ChatGPT algılarına yönelik yürütülen araştırmalar ele alınan temel literatürü oluşturmaktadır.