Suriye'de 2011 yılında patlak veren iç savaş, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve başta komşu ülke Türkiye olmak üzere kitlesel göç hareketlerine yol açmıştır. Sosyal bilimler literatüründe mülteci ve göç çalışmaları genellikle ev sahibi toplumun ya da devletin perspektifinden bakılarak 'uyum', 'entegrasyon' ve 'adaptasyon' gibi kavramlar etrafında şekillenmektedir. Ancak bu doğrusal ve devlet merkezli modeller, göçmenlerin kendi öznel deneyimlerini, aktif eylemliliklerini ve yeni yaşam alanlarını inşa ederken kullandıkları dini kaynakların rolünü tam olarak açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Alan yazındaki bu eksiklikten hareket eden çalışma, geleneksel entegrasyon yaklaşımlarına alternatif olarak 'yerleşme' (emplacement) kavramını önermekte ve mültecilerin yeni çevrelerinde dini kaynakları kullanarak mekanları nasıl dönüştürdüklerini ve aidiyet bağlarını nasıl yeniden kurduklarını din sosyolojisi merceğinden sörgülamaktadır.
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin yerleşme süreçlerinde dini kaynakların (kimlik, bilgi, ilişkiler ve dini pratikler) üstlendiği işlevi ve mekanların dönüşümündeki rolünü derinlemesine analiz etmektir. Nitel araştırma metodolojisi benimsenen çalışmada, mültecilerin yerleşme deneyimlerini, algılarını ve hislerini anlamlandırmak üzere fenomenolojik (olgubilimsel) desen kullanılmıştır. Araştırmanın veri seti, 2011 ile 2025 yılları arasında TR Dizin kapsamında taranan ve doğrudan 'Suriyeli mülteciler ve din' konusuna odaklanan nitel yöntemli 20 akademik makalenin bulgular kısmından elde edilen doğrudan alıntıları içermektedir. Toplanan veriler, doküman incelemesi yoluyla sistematik olarak tasnif edildikten sonra içerik analizine tabi tutulmuş; 'Dernekler', 'Camiler' ve 'Ev/Mahalle İlişkileri' olmak üzere üç ana mekânsal tema çerçevesinde kodlanarak çözümlenmiştir.
Araştırmanın bulguları, Suriyeli mültecilerin yeni ortamlarında dernekler, camiler ve ev/mahalle gibi fiziki alanları dini kaynakları aracılığıyla aktif olarak dönüştürdüklerini göstermektedir. İlk olarak, camilerde karşılaşılan yerel dirençler sonrasında kurulan dini temelli derneklerin (Al-Fatih, İkra, Selahaddin vb.), mülteciler için hem sosyal dayanışma hem de kolektif kimliğin muhafazası açısından kurumsal birer güvenli liman işlevi gördüğü belirlenmiştir. İkinci olarak camiler, dil engeline rağmen yerel cemaatle dini yakınlık üzerinden bağ kurulan kapsayıcı mekanlar olarak öne çıkmakla birlikte, bazı durumlarda mültecilere yönelik dışlayıcı ve ayrımcı tutumların da sergilendiği 'farklılaşmış alanlar' olarak deneyimlenmektedir. Son olarak ev ve mahalle ölçeğindeki ilişkilerde, dini sohbetler ve paylaşılan ritüeller aracılığıyla fiziki konutların sosyal mekanlara dönüştürüldüğü, dini kardeşlik söyleminin etnik sınırları aşmada kolaylaştırıcı rol oynadığı tespit edilmiştir.
Eldeki sonuçlar, mültecilerin yerleşme süreçlerinin tek boyutlu ve doğrusal olmadığını, aksine hem yerel hem de yerel-ötesi etkileşimleri içeren dinamik ve çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, geleneksel 'uyum' çalışmalarının yukarıdan aşağıya devlet merkezli bakış açısını kırarak, mülteci odaklı bir 'yerleşme' modelini literatüre kazandırması bakımından kritik bir kuramsal katkı sunmaktadır. Dini kaynakların geçmiş hafıza ile geleceğe dair beklentiler arasında bir köprü vazifesi görerek yerleşmeyi kolaylaştırdığı, ancak ev sahibi toplumdaki önyargılar ve siyasi-sosyal ayrımcılık deneyimlerinin bu süreci zorlaştırdığı tartışılmaktadır. Sonuç olarak bu yayın, mülteci çalışmalarında mekan ve din ilişkisinin bir arada düşünülmesi gerektiğini göstererek gelecek araştırmalar için güçlü bir kuramsal çerçeve çizmekte ve literatürdeki yerleşme tartışmalarına derinlik katmaktadır.
Araştırma Tasarımı
- Evren veya inceleme alanı
- TR Dizin veri tabanında 2011 ile 2025 yılları arasında taranmış, Suriyeli mülteciler ve din konusunu ele alan 23 akademik makaleden oluşan bir külliyattır.
- Örneklem veya araştırma materyali
- İncelenen 23 makaleden, araştırma amaçlarına uygun olduğu belirlenen ve içerik analizi için yeterli veri sunan 20 makale nihai materyal olarak seçilmiştir.
- Veri toplama süreci
- Din eğitimi, din sosyolojisi ve din psikolojisi alanlarında yazılmış makalelerin sistematik olarak incelenmesi ve bu çalışmalardaki mülteci mülakatlarından doğrudan alıntıların derlenmesiyle gerçekleştirilmiştir.
- Veri analiz yöntemi
- Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Alıntılar aşinalık kazanana kadar okunmuş, kodlanmış ve ardından dernekler, camiler, ev/mahalle gibi tematik kategorilere göre sınıflandırılmıştır.
Yerleşme (Emplacement)Dini Kaynaklar (Religious Resources)Mekân İnşasıKurumsal SosyallikProksimal Sosyallik
01Dini dernekler, mülteciler için sadece bir dayanışma alanı değil, aynı zamanda göçün yarattığı kopukluklara karşı hem bireysel hem de kolektif kimliğin yeniden inşa edildiği anlam üreten mekânlar olarak işlev görmektedir(Yılmaz, 2025).
02Camiler toplumsal destek merkezleri olarak aidiyet duygusunu güçlendirse de, bazı durumlarda yerel görevlilerin etnik kökene dayalı dışlayıcı tutumları mülteciler için bu mekânları ayrımcılık deneyimlenen alanlara dönüştürebilmektedir(Yılmaz, 2025).
03Evler ve mahalle ilişkileri, Kur'an tilaveti ve ortak dini sohbetler gibi ritüeller aracılığıyla mültecilerin geçmişteki dini pratiklerini yeni çevrelerine taşıdıkları ve aidiyet hissettikleri güvenli sosyal alanlar haline gelmektedir(Yılmaz, 2025).
04Dini kardeşlik söylemi, mülteciler ile ev sahibi toplum arasında etnik ve coğrafi sınırları aşan bir köprü kurarak, maddi ve manevi desteğin paylaşıldığı bir sosyal ağ oluşmasına katkı sağlamakta ve yerleşme sürecini kolaylaştırmaktadır(Yılmaz, 2025).