Akademik arama

Arama sonuçları

Soğuk Savaş sonrası” için 7 doğrulanmış makale incelemesi bulundu.

Sosyal Bilimler · Toplum, Siyaset ve Kamu

Türk Dış Politikasının Orta Asya'ya Yönelik Seyri: Bölgeselcilik ve Yumuşak Gücün Açığa Çıkması

Soğuk Savaş'ın sona ermesi, Türkiye'nin dış politikasını yeniden şekillendirmesi için hem zorluklar hem de fırsatlar yaratmıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya ülkeleriyle Türkiye, ortak kültürel, tarihi ve dilsel özelliklere sahip olması nedeniyle, Soğuk Savaş sonrası yeni dünya düzenine hızla uyum sağlamak durumunda kalmıştır. Bu durum, Türkiye'nin Batı odaklı dış politika alışkanlıklarının ötesine geçerek, yeni bölgesel aktörlerle ilişkiler kurma ve bu ilişkilerde "yumuşak güç" unsurlarını kullanma potansiyelini değerlendirme gerekliliğini ortaya koymuştur. Makale, Türkiye'nin bu süreçte Orta Asya'da edindiği deneyimin, dış politikasının bölgesel parametrelerini nasıl şekillendirdiğini ve yumuşak güç kapasitelerini diğer bölgelerde nasıl uygulayabileceği konusunda bir model teşkil ettiğini analiz etmektedir.

Türkiyedış politikabölgeselcilikyumuşak güçOrta Asya

Sosyal Bilimler · Toplum, Siyaset ve Kamu

Davutoğlu Döneminde Balkanlar ve Sırbistan’a Yönelik Türk Dış Politikası İncelemesi

Avrasya jeopolitiğinde Türkiye’nin artan rolü ve bölgesel güç olma çabaları, Balkanlar ve Sırbistan ile ilişkilerde belirgin bir dış politika dönüşümünü beraberinde getirmiştir. Soğuk Savaş sonrası statükocu yaklaşımdan çok boyutlu ve proaktif anlayışa geçiş, Türkiye’nin Balkanlar’daki varlığını yeniden yapılandırmıştır. Bu çalışma, Ahmet Davutoğlu döneminde Türk dış politikasının Stratejik Derinlik doktrini çerçevesinde Balkanlar ve Sırbistan ölçeğinde nasıl uygulandığını, ikili ilişkilerin siyasi, ekonomik ve kültürel boyutları ile kamuoyu algısının bu süreçteki etkilerini derinlemesine ele almaktadır.

TürkiyeDış politikaSırbistanBalkanlarKamuoyu algısı

Sosyal Bilimler · Toplum, Siyaset ve Kamu

Rusya - ABD İttifakının Türk Dış Politikalarına Etkileri

Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası sistem, küresel güç merkezlerinin yeniden şekillendiği ve güç dengelerinin dönüştüğü dinamik bir süreçten geçmektedir. Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu arasındaki stratejik rekabet ve dönemsel yakınlaşmalar, küresel güvenlik, enerji jeopolitiği ve bölgesel kriz alanlarında belirleyici olmaktadır. Özellikle Trump başkanlığı döneminde belirginleşen iki büyük güç arasındaki diyalog ve iş birliği arayışları, Orta Doğu başta olmak üzere kriz bölgelerindeki dengeleri değiştirmiştir. Bu durum, jeopolitik açıdan kritik bir konumda bulunan Türkiye'nin dış politika stratejilerini, güvenlik dinamiklerini ve küresel güç eksenleri arasındaki konumlanışını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır.

Rusya - ABD İttifakıJeopolitik EtkilerTrump DönemiTürk Dış PolitikasıEksen Tercihleri

Sosyal Bilimler · Toplum, Siyaset ve Kamu

Yeniden Üretilen Devlet Kimliğinin Türk Dış Politikasına Yansımaları: ABD ile Krizler

Uluslararası ilişkiler disiplininde Soğuk Savaş sonrası dönemde devletlerin dış politika davranışlarını ve ittifak ilişkilerini açıklarken sistemik güç dengelerinin yanı sıra kimlik, algı ve söylem gibi sosyal unsurlara verilen önem artmıştır. Tek kutuplu uluslararası sistemde ikincil güç konumundaki devletlerin iç ve dış dinamiklerle yeniden üretilen devlet kimlikleri, sistemin lideri veya süper gücü ile olan dış politika vizyonlarını, tehdit algılarını ve uluslararası hedeflerini farklılaştırabilmektedir. Bu durum, tarihsel olarak müttefik olan ülkeler arasında ciddi krizlerin doğmasına yol açabilmektedir. Ele alınan metin, Türk-Amerikan ilişkilerinde Suriye iç savaşıyla belirginleşen ve günümüze kadar süregelen krizlerin temelinde, Türkiye'nin Soğuk Savaş sonrası yeniden üretilen devlet kimliğinin ve buna bağlı farklılaşan tehdit algılarının yattığı sorunsalına odaklanmaktadır.

Uluslararası İlişkilerTürkiyeABDSiyasi Krizlerİttifak - Güvenlik İkilemi

Sosyal Bilimler · Toplum, Siyaset ve Kamu

Maliyetli Kademecilik: A.B.D.'nin PKK Politikasi ve Türkiye ile İlişkiler

Soğuk Savaş sonrası dönemde Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasındaki müttefiklik ilişkileri, özellikle bölgesel güvenlik tehditleri ve terörle mücadele stratejilerindeki yaklaşım farklılıkları nedeniyle ciddi bir sınamadan geçmektedir. ABD'nin Dış Terör Örgütü (FTO) olarak tanıdığı PKK'ya yönelik politikası, son kırk yılda ilkesel bir tutarlılıktan ziyade pragmatik çıkar odaklı ve kademeli kararlarla şekillenmiştir. Bu durum, Türkiye'nin birincil güvenlik tehdidi olarak gördüğü yapılarla ABD'nin taktiksel ortaklıklar kurmasına yol açmış, iki NATO müttefiki arasındaki karşılıklı güveni zedeleyerek ikili ilişkileri transeksiyonel bir zemine kaydırmıştır.

A.B.D. Dış PolitikasıterörizmA.B.D.-Türkiye İlişkileriulusal güvenlikNATO

Sosyal Bilimler · Eğitim Bilimleri

Güvenlikleştirme ve Kimlik: Beşar Esad'ın Söz Edimleri

Uluslararası İlişkiler disiplininde güvenlik kavramının tanımı Soğuk Savaş sonrasında askeri odaklı geleneksel yaklaşımlardan uzaklaşarak genişlemiştir. Kopenhag Okulu'nun geliştirdiği güvenlikleştirme teorisi, bir konunun söylem edimleri aracılığıyla varoluşsal bir tehdit olarak nasıl inşa edildiğini inceler. Suriye İç Savaşı bağlamında ise iktidarın meşruiyet devşirmek ve olağanüstü önlemleri haklı çıkarmak için toplumsal kimlikleri ve muhalefeti nasıl birer güvenlik tehdidi haline getirdiği, alandaki en önemli tartışma konularından birini oluşturmaktadır. Bu çalışma, Beşar Esad'ın kriz dönemindeki söylem stratejilerini ve kimlik politikalarını güvenlikleştirme kuramı çerçevesinde ele alarak bu tartışmaya odaklanmaktadır.

Kopenhag OkuluGüvenlikleştirmeSuriyeSuriye İç SavaşıKimlik

Sosyal Bilimler · Toplum, Siyaset ve Kamu

COVID-19 Döneminde Afrika Darbeleri: Güncel Bir Tarihsel ve Yapısal Analiz

Afrika'daki darbe dinamikleri, on yıllardır süregelen yapısal yoksulluk, etnik gerilimler ve kurumsal zayıflıklar ile şekillenmektedir. Soğuk Savaş sonrası dönemde darbe karşıtı normların güçlenmesine rağmen, 2020 sonrası süreçte müdahalelerin yeniden tırmanışa geçmesi, literatürdeki mevcut teorilerin (bulaşıcılık, demokratik gerileme) güncelliğini ve açıklayıcı gücünü test etmeyi zorunlu kılmıştır. Makale, bu tırmanışın bölgesel bir darbe dalgası olup olmadığını veya yerel güvenlik krizlerinin bir sonuçu olup olmadığını sörgülayarak alandaki tartışmalara odaklanmaktadır.

askeri darbedarbe bulaşıcılığıAfrikademokrasigüncel tarih
Akademik Makale Arama | Makale Analizi