681 makale incelemesinde başlık, yazar, anahtar kelime veya DOI ile arayın.
“Askeri Strateji” için 9 makale incelemesi bulundu.
Sahel ve Somali'deki terörle mücadele deneyimlerinin gösterdiği üzere, kök sebeplere inmeyen ve yalnızca güvenlik odaklı askeri müdahalelere dayanan stratejiler başarısızlığa mahkûmdur; nitekim Sahel'deki kriz zamanla Togo ve Benin gibi komşu ülkelere yayılarak terörün coğrafi tabanını genişletmiştir.
Karadeniz havzasına sıkışmış olan Rusya için Boğazlar yaşamsal bir ekonomik ve askeri çıkış kapısı işlevi görürken, İngiltere'nin küresel deniz yollarını koruma arzusu iki büyük güç arasında coğrafi temelli kaçınılmaz bir rekabet doğurmuştur.
Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1196'da tahtı kaybetmesinin ardından başlayan sekiz yılı aşkın Bizans sürgünü, Alâeddin Keykubad'ın erken yaşta farklı siyasal ve kültürel çevreleri gözlemlemesini sağlamış, diplomatik esneklik ve kriz yönetimi becerilerini şekillendirmiştir.
AK Parti iktidarıyla birlikte Türk dış politikası, tek boyutlu askeri/güvenlikçi eksenden çıkarak Stratejik Derinlik doktrini doğrultusunda çok boyutlu ve bölgesel güç odaklı bir nitelik kazanmıştır.
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı ve dış politikası, doğrudan iç politik meşruiyeti koruma arzusu ve Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanan tarihsel rekabetin bir sonuçudur.
Filistin topraklarındaki parçalanma süreci yalnızca askeri çatışmaların doğrudan bir sonuçu değil, İngiliz Mandası döneminden itibaren planlı biçimde uygulanan yerleşimci sömürgecilik ve stratejik toprak genişlemesi politikalarının uzun vadeli bir jeopolitik ürünüdür.
IV. Murad, tımar sistemini canlandırıp askeri disiplini sağlayarak, merkezi otoriteyi isyancı unsurlara ve yeniçerilere karsı yeniden tesis eden mutlakiyetci bir yönetim modeli kurmustur.
Stratum 12B tabakasındaki seçkinler binasının ani ve şiddetli yangın yıkımı M.Ö. 1218-1172 aralığına tarihlenmektedir; bu mutlak zaman dilimi Mısır Firavunu Merneptah'ın Gezer'i ele geçirdiğini iddia ettiği askeri sefer dönemiyle tamamen uyumludur.
Esad, muhalefeti terör örgütleri ve dış güçlerin kuklaları olarak nitelendirerek, sivil protestoları varoluşsal bir güvenlik tehdidi olarak kurgulamıştır. Bu söylem, muhalefeti siyasi bir aktör olmaktan çıkarıp yok edilmesi gereken bir düşman figürüne dönüştürerek rejimin şiddet kullanımını rasyonalize etmiştir.