720 makale incelemesinde başlık, yazar, anahtar kelime veya DOI ile arayın.
“Osmanlı” için 23 makale incelemesi bulundu.
Bursa'da Cumhuriyet'in ilk on yılında ulusal kimliği tarihsel geçmişe dayandırma çabasıyla birlikte Osmanlı anıtsal yapıları koruma ve müzecilik faaliyetlerinin odağı haline gelmiş, Yeşil Medrese restorasyon projesinin ardından 1930 yılında arkeoloji müzesi olarak yeniden işlevlendirilmiştir.
Ahmed Refik Altınay tarafindan yayimlanan 1703 tarihli ferman metnindeki transkripsiyon hatasi, belgenin tarihini II. Mustafa doneminden III. Ahmed donemine tasimistir.
IV. Murad, tımar sistemini canlandırıp askeri disiplini sağlayarak, merkezi otoriteyi isyancı unsurlara ve yeniçerilere karsı yeniden tesis eden mutlakiyetci bir yönetim modeli kurmustur.
Prusya'da askeri modernleşme ve siyasi birliğin tesisi süreçleri birbirini besleyen ve eş zamanlı yürütülen bütünleşik süreçler olarak şekillenmiştir.
1830 yilinda baslayan sistemli yurtdisi eğitim hamlesi, Osmanli'nin Avrupa karşısindaki askeri ve teknik geri kalmisligini kurumsal olarak ilk kez kabul ettigini ve bilimsel olarak kuresel sisteme eklemlenme niyetini göstermektedir.
Karadeniz havzasına sıkışmış olan Rusya için Boğazlar yaşamsal bir ekonomik ve askeri çıkış kapısı işlevi görürken, İngiltere'nin küresel deniz yollarını koruma arzusu iki büyük güç arasında coğrafi temelli kaçınılmaz bir rekabet doğurmuştur.
Geç Osmanlı döneminde kadınların kamusal alana erişimi haremlik-selamlik gibi mekânsal düzenlemelerle kısıtlansa da, kadınlar hamamlar, mahalle içi ziyaretler, pazarlar ve mesire yerleri aracılığıyla kendilerine özgü toplumsallaşma ve hareket alanları yaratmışlardır.
Kırım Hanlığı'nın idari kademelenmesi, Cengizli geleneklerinden tevarüs eden bir hiyerarşiyi korumuş; han, han sülalesinden gelen oğlanlar ve kabile aristokrasisini temsil eden karaçı beyleri arasındaki güç dengesi devletin temelini oluşturmuştur.
Her iki imparatorlukta da Batili devletlerin etkisi altinda kalan büyük ticari limanlar ve başkentlerde Avrupali azinliklarin yaşadiği bölgeler ile yerel halkin bölgeleri arasinda mimari ve ekonomik açidan derin bir uçurum bulunmaktadir.
Derviş Mehmed Efendi’nin 1755 tarihli sefâretnâmesi, Osmanlı sultanı III. Osman’ın tahta çıkışını bildirmek ve sınır kalelerindeki son durumu yerinde gözlemlemek amacıyla gerçekleştirilen elçilik görevini belgelemektedir.
Enformel camilerin inşasını başlatan ve yöneten temel aktörler, mahalle sakinleri tarafından kurulan ve profesyonel mimar/mühendis desteği olmaksızın süreci yürüten Cami Yaptırma ve Yaşatma Dernekleridir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun geleneksel yapısında kadınların giyim kuşam tercihleri, ulaşım araçlarındaki yerleri ve sosyal aktiviteleri dini kurallar ile katı kısıtlamalara tabi tutulmuş ve kadınlar kamusal hayattan yalıtılmıştır.
1951 yapımı İstanbul'un Fethi filmi, Demokrat Parti'nin ilk iktidar yılında çekilmiş olmasına rağmen, dönemin Kemalist seküler tarih anlayışı ve Türk Tarih Tezi'nin etkisiyle dinsel sembollerden neredeyse tamamen arındırılmış, seküler bir Türk milliyetçiliği söylemi üzerine kurulmuştur.
1926 reformu, Osmanlı hukukundaki Mecelle'nin getirdiği dini ve parçalı hukuk sistemini tasfiye ederek laiklik ilkesine dayalı modern ve birleşik bir hukuk düzeni kurmuştur. Bu değişim, hukuk birliğini sağlayarak her vatandaşın aynı kurallara tabi olmasını mümkün kılmıştır.
Morton Kaplan'ın güç dengesi teorisiyle açıklanan 1798-1841 dönemi, Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında dönemsel tehditlere karşı sürekli değişen ve geçici nitelikteki çok kutuplu ittifak modellerinin kurulduğunu göstermektedir.
Türk siyasi elitleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti için çifte bir biyografik anlatı inşa etmişler; hayatta kalma (savaş) ve yeniden doğuş (devrimler ve tanınma) hikayelerini sentezleyerek bağımsız bir ulus-devlet kimliğini meşrulaştırmışlardır.
Balkan Savaşları sonrasında Osmanlı Devleti, Batı Anadolu'daki Rum nüfus ile Makedonya ve Epir'deki Müslüman nüfusun karşılıklı mübadelesini etnik krizin kalıcı çözümü için bir yöntem olarak teklif etmiştir.
Erken Cumhuriyet dönemi, Osmanlı'dan devralınan miras koruma yaklaşımında köklü bir dönüşümle karakterize edilmiştir; bu dönüşüm, ulusal kimlik inşası ve modernleşme hedefleri doğrultusunda devlet merkezli bir koruma anlayışına odaklanmıştır.
Yeni Doğuş Protestan Kilisesi 2005 yılı itibarıyla ortalama otuz ila kırk kişilik düzenli bir cemaat kapasitesine sahip olup özel günlerde bu sayı seksen kişiye kadar ulaşmaktadır.
Erken Cumhuriyet döneminde 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve 1926 Maarif Teşkilatı Kanunu ile medreseler kapatılmış, tüm okullar Milli Eğitim Bakanlığı altında birleştirilerek seküler ve ulusal bir eğitim yapısı tesis edilmiştir.
Nakşibendiliğin 'halvet der-encümen' ve 'sefer der-vatan' ilkeleri, tarikatın toplumdan kopuk bir mistisizm yerine aktif, kentli ve siyasal olarak duyarlı bir yapı geliştirmesini sağlayarak ona sosyopolitik bir esneklik kazandırmıştır.
İslam dini kentsel yaşamı teşvik etmekte, cuma namazı ve cemaatle ibadet zorunluluğu ile mahremiyet ve sosyal dayanışma ilkeleri çerçevesinde teo-santrik bir kentsel formun oluşmasını sağlamaktadır.
Devşirme kanunnamesi uyarınca Rumeli bölgesinden seçilen Hristiyan çocuklar, Enderun Mektebi insan kaynağının ilk basamağını oluşturmakta ve bu seçimde tek çocuk olmama, sağlık, beden bütünlüğü ile mizaç gibi nitel kriterler uygulanmaktadır.